Ocak sayımız çıktı! 


Dergimizin 115. sayısı 1 Ocak'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


Keyifli okumalar


Şifremi Unuttum
Kaydol

Gizle

Demet Sabancı Çetindoğan'dan çarpıcı açıklamalar

17.12.2018

Demet Sabancı Çetindoğan: Hayatımdaki En Büyük Travma Amcam Özdemir Sabancı’yı Kaybetmem


MCD Medya Başkanı Esra Oflaz Güvenkaya’nın ev sahipliğinde kadınlara umut olan  ve ilham veren program  “Senin Mucizen” in 16.  bölümü Türkiye’nin en başarılı iş insanlarından Demet Sabancı Çetindoğan ile devam etti. 


Esra Oflaz Güvenkaya, her Pazar birbirinden değerli konukları ağırlamaya devam ediyor.  İzleyicilerin merakla beklediği “Senin Mucizen”in bu haftaki konuğu Sabancı ailesinin 3. kuşak üyelerinden Demet Sabancı Çetindoğan’dı.




“Hayırseverlik bana ailemden miras kaldı”

Adana’da çok mutlu bir çocukluk geçirdiğini söyleyen Çetindoğan, “Annemle babam birbirlerini çok seven ve saygı duyan insanlardı. İnsanlar ailesini seçemez ama dostlarını seçer, ben bu anlamda çok şanslıyım. Ailemizde hoşgörü hep ön plandaydı. Babam hayırsever bir insandı ve annemi özellikle kadın derneklerinde çalışmasına teşvik ederdi. Hayırseverlik bana ailemden miras kaldı. 11 yaşındayken kuzenimle sosyal sorumluluk projesi yapıp, resim sergisi açmıştık. Lise hayatım Adana’da geçti sonra İstanbul Üniversite'si İşletme Bölümü’nü kazandım” dedi.


“Cengiz ile aşkımız lise yıllarında başladı”

Demet Sabancı, programda eşi Cengiz Çetindoğan ile tanışma hikayesine de değindi. Çetindoğan,“Lise döneminden birbirimizi tanıyorduk. Her ikimiz de Adana'da hem okul hem de bir spor takımında basketbol oynuyorduk. Bu maçlar sırasında birbirimizi fark edip tanıştık. Basketbol salonlarından başlayan bir tanışma hikayesi bizimkisi. Fakat ben İstanbul Üniversitesi’ni kazanınca İstanbul’a taşındım. O dönemde çıkıyorduk. Birinci dönem bittiğinde babam üniversite eğitimimi diğer kuzenlerim gibi yurtdışında devam etmemi istedi. Ben kabul ettim ve Londra’ya gittim. Babamın neden beni yurtdışına göndermek istediğini orada daha net anladım. İnsanın tek başına ayaklarının üzerinde durmasını Londra’da öğrendim” dedi.


Londra’da kaldığı dönemde kurduğu hayali ve bu hayalin neden gerçekleşemediğini Çetindoğan şu sözlerle anlattı: “ Londra’da yaşarken çikolata fabrikası kurma hayalim vardı. Henüz Türkiye’de olmayan çok şık bir ambalajla sunulan bir çikolata fabrikası… Babamla bu hayalimi paylaşınca; araştırma yapmamı ve okulun son dönemine gelince tekrar konuşmamızın doğru olacağını söyledi. Babamın çok güzel bir yapısı vardı. Çok iyi bir dinleyiciydi. Gördüğü gerçekleri kimseyi kırmadan anlatırdı. Bana bu işin Adana'da çok zor olacağını hatta olamayacağını söyledi. Ben de makul olduğu için ısrarcı olmadım”.


“ Amcamı kaybediş şeklimiz güven duygumu yok etti”

Hayatındaki kırılma noktalarını ve yaşadığı travmaları da tüm samimiyetiyle anlatan Demet Sabancı Çetindoğan, “Ağabeyim Mehmet’in kaybı büyük bir travmaydı. Ailemiz için büyük bir şok oldu. Benim en büyük travmam rahmetli Özdemir amcamı kaybetmem. Kaybediş şeklimiz çok acıydı. Ben de olay esnasında binadaydım. Susturucu kullandıkları için hiç birşey duymadık.  Bu olay sonrası güven duygum da yok oldu. Bu olaylardan sonra Cengiz ile gruptan ayrılıp kendi işimizi yapmaya başladık fakat benim sosyal sorumluluk işlerim daha ağır basmaya başladı. Rahmetli babamızı kaybedişimizle birlikte kök hücrenin değerini öğrenip Türkiye’de kök hücreyle neden bir şey yapmıyoruz dedik ve kök hücre merkezi kurduk.  Kordon ve kordon kanı ikisini de saklıyoruz. Bir nevi en önemli varlığımız olan çocuklarımızın sigortası. Şu ana kadar 12 bin tane sakladığımız kan ve kordon kanı oldu. Kendi kanınızla tedavi olmak hem daha sağlıklı hem de daha kısa bir tedavi yöntemi çünkü içinize farklı bir madde almadığınız için iyileşme sürecinizde hızlı geçiyor. En sağlıklısı kendi hücrenizle hastalığı yenmek” dedi. 


Programda kendi deneyimlerinden yola çıkarak genç insanlara başarılı bir iş hayatının formüllerini veren Çetindoğan, “Önce yapmak istedikleri şeyi iyi tespit etmeleri lazım. Mümkünse severek yapacakları bir iş olması lazım. Bir işi sevmek o işi başarmaya giden yollardan başlı başına bir tanesi. Daha sonra hiçbir şey yalnız olmuyor mutlaka bir ekip gerekiyor. O ekibi de iyi seçmek gerekiyor. Herkesin bir görevi var, en üstten en alta kimse kimseye karışmadan müdahale etmeden görevini yapması o serbestliği vermesi lazım. Çalıştığınız ekibe hedef vermek gerekiyor. Rasyonel olmak gerekiyor” dedi.

19