Ağustos sayımız çıktı! 


Dergimizin 122. sayısı 1 Ağustos'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Gizle

Modanın dahi çocuğu Hakan Akkaya, modaya bakışını ve bilinmeyenlerini Quality'e anlattı

01.04.2019

Modanın dahi çocuğu Hakan Akkaya geçtiğimiz New York Moda Haftasında muhteşem bir defile yaparak moda dünyasında büyük bir gurur yaşadı ve başarısı ile aynı gururu bizlere de yaşattı. Hakan Akkaya ile atölyesinde buluşarak mesleğe nasıl başladığından, kendi zevklerine dek çok keyifli bir röportaj yaptık. 




* Sevgili Hakan, moda maceran nasıl başladı?


Ben Orduluyum. İlkokul üçüncü sınıftan beri tek hayalim modacı olmaktı. 90’ların meşhur dizisi Cesur ve Güzel’in bu kararı vermemde etkisi büyüktür. Şirket sahibinin oğlunun yaptığı tasarımlar çok hoşuma gitmişti. Televizyon olmasaydı Ordu’da ne moda haftaları vardı, ne de fındık bahçelerinde defileler. İçimdeki moda aşkına Ordu’da erişmem mümkün değildi yani. Lise bitene kadar babam beni İstanbul’a yollamadı. Ama yine de bu süreçte İstanbul’a yolum düştüğünde moda dergilerini alır memlekette incelerdim. Üniversitede de moda okumama izin vermedi ailem. Ben de Bilkent Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Mimarlık bölümüne girdim. İlk yılın sonunda da okulu bırakıp İstanbul’a kaçtım. Anneannemde kalarak, İstasyon Sanat Akademisi'nde moda okumaya başladım. İş bulunca da okulu bıraktım. Okul ile gerçek hayat çok farklıydı sonuçta.




* İlk olarak nerede çalışmaya başladın?


Batik Örme'de. İlk şirketim Batik'tir. 3 sene çalıştım oradan Boyner'e geçtim. Boyner'de Tasarım departmanı yöneticiliğine kadar yükseldim. Ardından Sarar'a transfer oldum; çalışma hayatım toplam 11 yıl sürdü. Sonra da kendi ofisimi açtım. 


* Türk kadınlarının giyim tarzını nasıl buluyorsun?


Şimdi küçük bir azınlık, kendisi için giyiniyor. Stil sahibi... Büyük bir grup ise; desinler için giyiniyor. Kalan grup; kendini tanımadan giyiniyor. Ama bu şöyle bir şey; İstanbul'da da böyle, altın gününe git orada da öyle... Ben Ordu'da doğdum, oraya git orada da öyle; "Benim param var, bu pahalı elbiseyi giyiyorum.’’ Bana olmuş mu, olmamış mı, önemli değil. 


İşte bu olmaması gereken bir şey, evet senin paran var ve doğru olan senin paranın olup olmaması değil senin stiline göre, kendine göre bir stil bulup buna göre giyinmen.




* Bisse ile ilgili bir değerlendirme yapar mısın?



Bisse bu ülkedeki markacılık alanında önemli markalardan biri. Çağa ayak uydurmak büyük markalar için çok önemli. Bisse de bunu gerçekleştirebilen nadir markalardan. Bana göre Bisse gömlekte tam bir otorite ve onu koruması lazım. 




RÖPORTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ



DERGİMİZİN NİSAN SAYISINI TURKCELL DERGİLİK, TURK TELEKOM E-DERGİ VE WWW.QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLINE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


14