Şubat sayımız çıktı! 


Dergimizin 128. sayısı 1 Şubat'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Ogün Sanlısoy, otizmle tanışma dönemini anlattı

21.01.2020

Uzman klinik psikolog Gökhan Çınar, Katarsis X-TRA programının bu haftaki bölümünde otizm ile ilgili farkındalık yaratmak amacıyla başarılı sanatçı Ogün Sanlısoy'u konuk etti ve sanatçı ilk defa bir programda 13 yaşındaki oğlu Ozan'ı anlattı.


Ogün Sanlısoy oğlunun ilk doğduğu anları, hislerini, oğlunun büyüme sürecini, baba olmayı ve çok daha fazlasını anlattığı bölümde yaşadıklarını ve tüm duygularını içtenlikle dile getirdi.


''Tanıdan sonra her şey başkalaştı.''

Program boyunca Gökhan Çınar'ın sorularına samimiyetle cevap veren Ogün Sanlısoy, Ozan'ın ilk büyüme dönemlerini ve tanı aşamasını: '' Belli bir süre sonra Ozan'ın bir takım farklı davranışlarını fark ettik. Diğer çocuklar ile değerlendirdiğimizde farklılıklar vardı ve bir profesyonele danışma ihtiyacı hissettik. Tanıdan evvel bir hayatım vardı ve tanıdan sonra bir hayatım oldu. Tanıdan sonra her şey başkalaştı. Gergin bir dönemdi. En önemli kısım Ozan sürekli yanımızdaydı ve büyüyordu. Bu tanıdan sonra kendimle ilgili biraz daha güçlü, biraz daha sabırlı olmam gerektiğini anladım. Ozan bazen bu dünyada değildi, bazen de en çok bu dünyanın içindeydi. Yaşadığınız her olay sizde bir darbe daha yaratıyor fakat o darbeden kurtulup devam etme zorunluluğunuz var.'' sözleriyle ifade etti.


''Müzik imdadıma yetişti.''

Yaşadığı zorlu dönemi ve oğlu Ozan'ın gelişimi için denediği bazı yöntemleri anlatan Ogün Sanlısoy sözlerine şu cümlelerle devam etti:'' O dönem terapiye girmek istemiyordu. Yaşadığı zorlukları kalbimin derinliklerinde hissediyordum ve o içeride ağlarken benim de yan odada gözlerimden yaş akıyordu. Durumu kabullenmeye çalışmak, yardım etmeye çalışmak ama yardım edememek çok zordu. Müzik imdadıma yetişti. Evde müzik aletlerim vardı. Ozan iki veya iki buçuk yaşındayken gitar çalmama, şarkı söylememe ve evde piyano ile oynamaya çok meraklıydı. Boyu yetişmezdi ama tuşlara basmaya çalışırdı. Ozan'a ulaşmamda ki en büyük formülüm gitar ve şarkı oldu. Çünkü gitar çalıp şarkı söylemeye başladığımda oyuncaklarını bırakıp, gözlerini dikip beni dinlerdi. Gitar ve müzik ile o bağı kurduk. 6 yaşlarına geldiğinde Absolut Kulak olduğunu fark ettik. Duyduğu her sesi notaya dökebiliyordu. Ben 30 yıldır müzik yapıyorum ama samimiyetle söylemem gerekirse bu konuda onun kadar başarılı değilim. Duyduğu her sesi notaya dökebilmek üstün yetenek gerektirir.''


''Mutlu olalım.''

Mozart, Van Gogh, Einstein gibi bugünün dünyasına yön vermiş birçok ismin hayatında otizmli temeller bulunduğuna dair araştırmalar olduğunu ileten Gökhan Çınar'ın bambaşka bir odaklanma ve yaşama biçimleri olan otizmli bireyler ile ilgili yorumu üzerine; Ozan ile yaşadığı bir deneyimi anlatan Ogün Sanlısoy: ''Ozan olaya da, doğaya da, hayata da farklı bakıyor. Bizden farklı duyup, farklı görüyor. Yalan gibi bir şeyi bilmiyor ve yalana ihtiyaç duymuyor. Yüz ve mimiklere çok hakim. Yüzdeki küçücük bir kas hareketini, kızgınlığını, mutluluğunu, hüznünü, kaygını, endişeni o kadar net görüyor ki ve bunu fark ettiği anda da uyarıda bulunuyor. 'Mutlu olalım!' diyor ve ben bunu kullanmaya başladım. O mutlu olalım şifresi bir anda beni düzeltiyor. Bunun üzerine saatlerce kitaplar da okusam, filmlerde izlesem o mutlu olalım cümlesi kadar vurucu olmuyor.”


Ozan için okul arayışında girdiklerinde zorlu bir süreç yaşayan ve otizm kelimesi geçtiği zaman olumsuz durumların yaşandığını dile getiren sanatçı, bu tip çocukların eğitim almalarının engellenmesi gerçeğinin yüzüne tokat gibi vurduğunu ve bu durumu ne hukuki, ne vicdani, ne etik ne de insani bulmadığını dile getiriyor.

2