Mayıs sayımız çıktı! 


Dergimizin 119. sayısı 1 Mayıs'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Gizle
Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi giyinmeyi seviyorum

Sinem Yıldırım


Steve Jobs ve Mark Zuckerberg gibi giyinmeyi seviyorum

Akmerkez' de giysi satan bir mağazanın deneme odasındayım. Kız annesine sesleniyor. 

'' Yeşil rengi varmış bu sence nasıl anne? ''

Annesi: '' Çok güzel oldu bence. ''

Kız: '' Ama şimdi gerek var mı yani sence buna? ''

Annesi: '' Ohooo ona bakarsan hiç birine gerek yok ki... Ama bunun altında da çok güzel durdu o başka.'' 




Duyduğum bu cümleler uzun süredir kafamda dönüp duran bir konunun,  özellikle de aklımdan çıkmayan bir fotoğrafın konuşan haliydi adeta. O anne kızı hiç görmedim. Ama farkındaydılar, onlar da farkındaydılar.

Dikkatinizi çekmiştir korkunç bir alışveriş çılgınlığı, üst üste yenisi açılan giysi markaları, yoğun satış yapılan kermesler, takı tuku markaları vs. var. Özellikle son yıllarda durdurulamaz adeta  patlayan mısır misali üreyen alışveriş noktaları insanların her daim o da güzel bu da güzel şeklinde bitmeyen bir alışveriş çılgınlığına itti. Ve bu öyle ki bir giydiğini bir kez daha giymek sanki ayıpmış gibi evlerde nereye sığdırılacağı bilinemeyen kumaş. deri, metal vs yığınları dağlar misali birikti. Ben bundan çoktan vazgeçmiştim zaten... İnanın kimin ne giydiği asla ilgi alanımda değil çünkü ben bir insana baktığımda onun üstünü başını görmüyor ki gözlerim. Saçı makyajı ya da küpesi de değil ilgi alanımda. 




Ben neyle mi ilgileniyorum bir insanda?

Ne konuştuğunu dinliyorum mesela... Fikirlerini, sözlerini önemsiyorum. Türkçeyi nasıl konuştuğuna bakıyorum..

Duruşuna bakıyorum ve yürüyüşüne. Çatalı bıçağı nasıl tuttuğuna. Kapalı ortamda serbest diye sigara içip içmediğine dikkat ediyorum. 

Ondan aldığım enerjiye bakıyorum bana huzur mu veriyor yoksa gergin biri mi.

Göründüğü gibi biri mi yoksa kendini maskeliyor ve bazı rollere mi bürünüyor.

Gözlerine bakıyorum mesela, sevgiyle mi bakıyor yoksa hırsla mı insanlara.

Açığını arıyor mu örtüyor mu insanların mesela. 

Biri bir şeyini düşürse eğilip aramaya mı çalışıyor görmezden gelmeye mi.

Başkaları hakkında söylediği şeylere pür dikkatim mesela.

Bunun gibi pek çok ama pek çok şeye bakıyorum. Ve gördüklerimin gerçek mi yoksa mış gibi mi olduğunu çözüyorum kafamda.


Geçen gün gördüğüm bir fotoğraf beni resmen mest etti. Zira tam da bu duygularıma tercümandı. Fotoğrafta Steve Jobs  ve Mark Zuckerberg  sohbet ediyorlar.  Kim oldukları aşikar yazmayacağım. Her ikisi de milyar dolarlara sahipler. Yaptıkları işler, yanlarında çalışanların sayıları, şahsi güçleri herşer her şey hepinizce biliniyor. Lakin giysilerine lütfen bir bakar mısınız. Üstlerinde ne bir lego ne bir marka ne bir isim hiç birşey ama hiç birşey yok. Sizce Gucci giyemezler miydi. Bence Gucciyi ve diğer tümünü satın alabilirler. Ama onlar orada değil. Okumuştum dolapları siyah gri beyaz yani tek renk hepsi birbirinin aynı tshirt ve pantalonlarla doluymuş. Giysiyi seçke için harcadıkları zaman dahi o kadar değerli ki çünkü. Başarıları ortada.Güçleri gezegence biliniyor zaten.




İşte gerçek güç, gerçek tekamül budur. Konuştukları ve yaptıkları. Giydikleri ve taktıkları değil. 

Bu o kadar ben ki. Tabii ki sosyal yaşam gereği bazı yerlerde hepimiz belli bir tarzda bir şeyleri kullanmalıyız lakin yaşam bu değil bundan ibaret hiç değil. 


Sözlerimi Leonardo Da Vinci' nin bir sözüyle noktalıyorum.

'' Sadelik en yüksek gelişmişlik düzeyidir.'' 

10235
16