Haziran sayımız çıktı! 


Dergimizin 130. sayısı 1 Haziran'dan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Ekim 2019 - Quality Sağlık&Güzellik konuğu: Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Başhekimi Prof.Dr.Faruk Yencilek

30.09.2019

Faruk Yencilek, Tıp Doktoru derecesini 1996 yılında Marmara Üniversitesinden aldı. Aynı yıl tıpta uzmanlık sınavını kazanarak İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı bölümünde asistanlık eğitimine başladı. 2001’de Üroloji uzmanı oldu. 2005 yılından beri, Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı’nda çalışmaktadır. 2008 yılında bir yıl süreyle Almanya Heidelberg Üniversitesi Üroloji Kliniği’nde Laparoskopik Üroloji Fellow’u olarak çalıştı.




2011’de Üroloji doçenti olmaya hak kazandı. 2012 yılında Avrupa Üroloji Board sınavını kazanarak FEBU unvanını aldı ve aynı yıl Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı oldu.  Bir yıl sonra Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri’nin Tıbbi Direktörü olarak atanan Dr. Yencilek  şubat 2016 itibari ile Profesörlük unvanını almıştır. Prof. Dr. Faruk Yencilek, halen Üroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Başhekimi olarak mesleğini sürdürmektedir.


* Hocam sizi tıp okumaya iten sebep neydi?


Bir Adana klasiği olarak ailem çiftçilikle uğraşıyordu. Ortaokul yıllarımda bir gün tarlada çalışırken elime geçen gazetede Prof. Dr. Gazi Yaşargil’den övgüyle bahseden bir yazı okudum. O makale beni çok etkiledi ve tıp okuma ateşi o gün kalbime düştü. Ne mutlu bana ki, yıllar sonra kalbime bu ateşi düşüren Sayın Gazi hocamla aynı hastanede birlikte çalışma fırsatı bulmak ve Yaşargil hocamın üroloji hekimi olmak bana hayatın verdiği en onurlu tesadüflerden biri olmuştur. 


*Yeditepe üniversitesi ile yollarınız nasıl kesişti?


Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1996’da mezun olduktan sonra aynı yıl  tıpta uzmanlık sınavında İlk tercihim olan İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni kazandım. Üroloji çok istediğim bir daldı. 2001 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji bölümünü bitirdikten sonra akademik kariyerim için vizyonu olan bir üniversitede çalışmak istedim. O sırada Yeditepe Üniversitesi Hastanesinin temelleri yeni atılmıştı. O dönemde sayın Bedrettin Dalan ile yapmış olduğum görüşmede o kadar güzel bir vizyon çizdi ki, ‘Ben, işte böyle bir üniversitede çalışmalıyım’ dedim. O dönemde başka bir devlet üniversitesine de başlamak üzereydim. Ama Sayın Bedrettin Dalan’ın çizdiği vizyondan o kadar çok etkilendim ki hakikaten bu işi Yeditepe’de yapabileceğime, yeteneğimi burada gösterebileceğime inandım. Bu nedenle daha hastane açılmadan kadrosuna dahil oldum ve 17 yıldır da buradayım.




*Gelelim uzmanlık alanınıza. Erkeklerin “başının belası” prostat ile ilgili bizi biraz bilgilendirebilir misiniz?


Prostat ismini duyan erkekler hep kötü şeylerle ilişkilendiriyor ve prostat eşitir hastalık olarak algılanıyor. Oysa prostat, her erkekte olan ve  üremek için çok gerekli bir organdır. Çünkü prostatın ürettiği sıvı spermin yaşaması için uygun besin ve ortamı sağlıyor ve bu organ fonksiyonunu tam olarak ergenlikle beraber kazanmaya başlıyor. Ergenlikle beraber testosteronun artmasıyla beraber prostat o testosteronu alıyor ve fonksiyonlarını tam olarak yapabilmek için testosteronu çok daha güçlü bir başka erkeklik hormonuna çeviriyor ve onu kullanıyor. Böylelikle prostat sperm için gerekli olan besini ve o besini sıvı halde tutacak maddeyi de üretiyor. Bu kadar yoğun hormona maruz kalınca organda (prostat) zaman içerisinde bir takım değişiklikler olmaya başlıyor. Ancak tek başına hormonal faktörler bu değişiklikleri başlatmak için yeterli olmuyor. Çalışmalar gösteriyor ki prostatın hem iyi huylu büyümesinde hem de kanser gelişiminde genetik, hormonal, çevresel faktörler, ileri yaş, etnik köken ve beslenme alışkanlıkları önemli yer tutuyor. Genelde erkekler prostat büyümesiyle 40’lı yaşlardan sonra tanışmaya başlıyor. Prostat büyümesine bağlı bulgular 40 yaşın üzerinde ortaya çıkmaya başlıyor. 40 yaşın altında ise idrar yapmaya bağlı zorluklar ise çoğunlukla prostatın enfeksiyonuna veya idrar yolunun darlıklarına bağlı sebeplerden dolayı olabiliyor.




*Prostat büyümesini önlemek mümkün mü? Bu konuda hangi önlemler alınabilir?


Tam anlamıyla bir durdurma söz konusu olamaz. Çünkü prostatın büyümesinde tek bir faktör bulunmuyor. Genetik, hormonal, çevresel faktörlerin tamamına hakim olup değiştirmek mümkün değil. Hepsini bilip hepsine hakim olup değiştiremezsiniz. Ama elbette önlem almak adına dikkat edilebilecek bazı noktalar var.  Örneğin, prostat yüksek kalorili beslenme tarzını sevmez. Hem İyi huylu büyüme hem de prostat kanseri için yüksek kalorili gıdalar uygun değildir. Ayrıca özellikle genç yaşta çoklu seksüel partneri olanlarda korunmasız cinsel ilişkiyle bağlı olarak gelişen enfeksiyonlar, prostata ait bulguların erken dönemde ortaya çıkmasına yol açabileceği gibi ileriye dönük de prostatın kanser gelişimiyle de ilgili olduğuna dair bilimsel veriler mevcuttur. Bu nedenle özellikle çoklu partneri olanlar korunmaya dikkat etmeli. Bunun dışında kırmızı et prostat için iyi değil. Doymuş ya da doymamış yağ asitlerinden de uzak durmak gerekiyor. Bununla birlikte düzenli spor ve egzersiz, genel sağlığımız için uygun olan beslenme tarzı prostat sağlığı için de uygundur. Özetle, Kırmızı et, yağlı besinler, yüksek kalorili beslenme ve obezite prostatı için uygun olmayan beslenme tarzıdır. Ancak unutmamalıyız ki diyet tek başına kanseri kontrol etmek için yeterli değildir. Fakat başlamış olan kanserin seyrine etki edebilecek karakterde olabiliyor.




*Prostat kanserini son yıllarda çok duyuyoruz. Bu oluşumun yıllara göre değişimi nedir?


Prostat kanseri erkeklerde genelde akciğer kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor. Ülkemiz için de aynı sıralama geçerli. Dünyada en sık prostat kanseri görülen ABD’de her yıl yaklaşık 650-700 bin yeni prostat kanseri tanısı konuluyor. Avrupa’da ise bu rakam 350 bin civarında. Maalesef ülkemizde de gittikçe artan bir sıklıkta görülmeye başladı. Prostat kanserini daha sık duymamızın sebebi ise insanların bilinçlenmesi ve gelişen tarama metotlarıdır. Prostat kanserinde de amaç hastalık daha belirti vermeden tanı koyabilmek.



ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN



Dergimizin 124. sayısı, 1 Ekim'den itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında ve Turkcell Dergilik, Türk Telekom E-Dergi ve www.qualityofmagazine online platformlarında.


14