Temmuz sayımız çıktı! 


Dergimizin 131. sayısı 1 Temmuz'dan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Portaxe’in sahibi ünlü işletmeci Lütfü Sapmaz'dan Quality Business'a çok özel açıklamalar

01.07.2020

Covid-19’a karşı tüm önlemlerimizi aldık. Tek amacımız ise misafirlerimizin Portaxe’te keyifli ve huzurlu vakit geçirmesini sağlamak.


Kurumsal toplantılar, lansman, kokteyl, parti, şirket eğitimleri, gibi her türlü davetler için yılın 365 günü hizmet veren, hakim olduğu eşsiz ve büyüleyici boğaz manzarası ile konuklarına keyifli anlar yaşatan ve uzun yıllardır ödül gecelerimize ev sahipliği yapan Portaxe’in sahibi ünlü işletmeci Lütfü Sapmaz ile çok özel bir röportaj gerçekleştirdik. 


Lütfü Bey, sizi tanımayanlar için bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

8 Mayıs 1971 doğumluyum. Boğa burcuyum. Kabataş Erkek Lisesi Turizm bölümü mezunuyum. Derseniz ki "Turizm ne alaka?" şöyle anlatayım; üniversite sınavlarında yaptığım hata sonucu Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar kazanacağıma Ege Üniversitesi Turizm İşletme'yi kazandım. Tamamen tesadüf yani. 1988 yılında okulumuz bizi önemli 5 yıldızlı otellere staja gönderdi. Daha Türkiye'de 5 yıldızlı otel sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Biz de o zamana kadar bırak otele girmeyi, önünden bile geçmemişiz; öğrencilik zamanında 5 yıldızlı otellerde konaklamalar, ağırlanmalar çok hoşuma gitti. İşte o zaman dedim ki "Ben matematiği, bilgisayarı bırakıyorum bu işi yapacağım, turizmci olacağım.      30 yıldır severek yaptığım turizm işindeyim ve 30 yıldır patron olarak değil amele olarak hizmet vermeye devam ediyorum.




İlk iş tecrübelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

O zamanlar Türkiye'nin en büyük en önemli tesisi Silivri'deki (Klasis)'di. Üniversiteden mezun olduğum hafta babamın tanıştırmasıyla Klasis'e görüşmeye gittim. İlk önce kasiyer olarak işe başladım, 3 ay gibi kısa bir sürede çalışma azmimle Klasis'te hayalim olan resepsiyon departmanı ön büroya adım attım. Çok keyif alarak yaklaşık 3 yıl boyunca Klasis'te görev yaptım. Daha sonra gelen güzel bir teklif ile Çırağan Sarayı'nda göreve başladım. Çırağan'da ilk 3 yıl ön büroda yetkili olarak görev yaparken 3 yılın sonunda hayatımın en önemli kararını alarak; otellerde en büyük departman olan yiyecek-içecek departmanına (Managament Train) geçiş yaptım. Tam 1 yıl boyunca müdürlük eğitimi alacaktım ve başaramaz isem işimden olacaktım. Azmimle bana verilen o eğitimi başarıyla tamamladım. Ve o zamandan beri Çırağan Sarayı tarihinde bu eğitimi başarı ile tamamlamış, yönetici olabilmiş adı geçen tek kişi olmanın gururunu yaşıyorum. 


Askerlik maceranız da ilginç bir hikayeye dayanıyor diye duyduk. Hikayesini anlatır mısınız? 

Çırağan Sarayı’nda çalışırken değerli donanma komutanımız eğitim için beni Gölcük'e çağırdı. Çok önemli tesisler vardır Gölcük'te. Sosyal tesisler, havuzlar, oteller vb. 2 haftalık eğitime gittim ve değerli komutanlarımız memnun kalmış olacaklar ve dediler ki; "Lütfü’cüm ne zaman askerlik düşünürsen, eğitime devam mantığında buraya bekleriz." Ben de bu fırsatı değerlendirdim ve askerlik görevimi kısa dönem olarak Gölcük’te yaptım. 


Askerliğin ardından neler yaptınız?

Klasis'de genel müdürüm olan Ömer İsman rahmetli Esat Edin ile birlikte Kemer Country'i kuruyordu. Beni aradı ‘Kemer Country’nin bensiz olamayacağını’ söyledi. Çırağan Sarayı’ndakilere sözüm vardı geri döneceğime dair. Ben de önce Çırağan’daki genel müdürüm Müsrit İşman’dan izin istedim, müsaade verilince de bana gelen teklifi seve seve kabul ettim. 1999 yılında Banket Satış Koordinatörü olarak Country’de göreve başladım. O zamanlar şuan şehir gibi gözüken Göktürk - Kemerburgaz'ın yolu dahi yoktu. Bu unutulan yere kim gelir endişesi vardı doğal olarak. Tüm olumsuzluklara rağmen benim o dönem verdiğim hizmet gerçekten kayda değer bir performanstı. Çok olumlu deneyimler yaşadığım bir dönemdi. Ardından Beltürk Köşkleri’nden "İstanbul'un kanatları altında olmak istiyorsan buraya geleceksin, bizim İstanbul'un her yerinde tesislerimiz var bu tesisleri ayağa kaldırmak, yönetmek senin elinde" sözleriyle bir teklif aldım. Kemer Country ekibinden ve Ömer İsman'dan müsaade isteyerek kabul ettim. Orada görevim devam ederken 3 yıl sonra değerli patronum Park Orman'ın sahibi Ferruh Tanay'dan bir teklif aldım. Tanay bana “Lütfü’cüm biz seni yıllardır tanıyoruz, Park Orman sensiz olmuyor. Ne işin gücün varsa bırak, Park Orman'ın başına geç” diye teklif aldım. Bel Türk yönetiminden izin istedim ve Park Orman'da Satış Müdürü olarak göreve başladım. 2002 yılında başlayan bu süreç 3 ay sonra yerini satış pazarlama direktörlüğüne, 6 ay sonra da işletme müdürlüğüne ulaşan bir kariyer planlaması ile devam etti. En büyük gururum Park Orman tarihinin bilançosuna kâr yazdırmış tek genel müdür olmam ve maaşımın hakkını sonuna kadar vermiş olmamdır. Ve bu maceraların ardından asıl maceram Portaxe’i hayata geçirdim.




Portaxe'in doğuşu ve hikayesini öğrenebilir miyiz?

Park Orman için bir kan değişimi dönemiydi. Borusan Oto ortaklığı da vardı. Bana bir ortaklık teklifi geldi ve tam da o zaman bu teklif bana çok mantıklı geldi. Portaxe'in işletmeciliği görevi ile 2005 yılında burada çalışmaya başladım. Park Orman'dan ayrılıp Portaxe’a başladığım dönem eşim ile birlikte hayatımın en uzun tatilini yaptım. Ve o tatilde Portaxe hakkında kafamda planlar yaptım; stratejiler geliştirdim. Klasis, Çırağan, Kemer Country ve Park Orman bunlar İstanbul'un dünya çapındaki işletmeleriydi ve benim bunları Portaxe'a endekslemem gerekiyordu. 

O dönemde “Lütfü'nün Yeri” diye bir yer açamazdım, bir isim bulmalıydım ki pazarlayabilmeliydim, satabilmeliydim. O dönemde arkadaşlarıma, dostlarıma, ajanslara, basından dostlarıma haber saldım "Böyle bir yer açacağım, buraya bir isim arıyorum" diye. Derken bir arkadaşım dedi ki "Portaxe" anlamı da Port: Liman, Axe ise Balta demek. İlk başta hoşuma gitmedi ilaç ismi gibi geldi ama çok sürem kalmadığı için bu isimde karar verdik. Derken ilk yılımızı geçirdik, borçsuz harçsız... 


İşletmenin sahibi olma fikri ne zaman doğdu?

Başarılı bir ilk yılın ardından ikinci yılımızda bana ‘Bu işletmenin sahibi olmak ister misin?’ diye teklifte bulundular. Kasım 2007’de bir şekilde borca girerek ve büyük sorumluluk alarak teklifi kabul ettim. Portaxe'in ikinci yılından itibaren hem işletmecisi hem de işletme sahibi olarak hizmet vermeye devam ediyorum. 



RÖPORTAJIN DEVAMI VE ÇOK DAHA FAZLASI İÇİN TIKLAYIN


13