Eylül sayımız çıktı! 


Dergimizin 147. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Prof. Dr. Mansur Beyazyürek 'depresyon' ile ilgili merak edilenleri Quality'e anlattı

02.07.2021

Depresyon (çökkünlük), son yıllarda çok sık kullanılan bir kelime! Sosyal medyanın hayatımıza çok etkin ve yoğun girmesiyle üzerinde en çok konuşulan, gündeme getirilen ruhsal sorun haline geldi. Özellikle sosyal medya, TV ekranlarında, çok satan gazetelerin bazı köşe yazıları, depresyon sözcüğünü kullanarak depresyon ve tedavisi konusunda ciddi görüşler belirtiyorlar hatta tedavi yolu bile gösteriyorlar. Bu konuda konuşulan ve yazılan birkaç cümle şöyle: “Depresyonda mısınız? Birilerine yardım edin, bir şeyiniz kalmaz.”, “Hiçbir antidepresan eski giysileri paketleyip evsizlere ulaştırmak kadar iyileştirici değildir.” Ya da “Hiçbir psikanaliz, fakirlere yardım etkinliklerine katılmak kadar iyi gelmez.” Gerçekten depresyonda olan ve bu satırları okuyan bir kişi inanın kendini daha kötü hissedecektir. Durum böyle olunca bir ruh sağlığı çalışanı olarak, depresyonun ne olup olmadığını yazmak istedim. Konunun uzmanı olmayıp, dışarıdan ilgilenen kişilerin özellikle bilmeleri gerekenler: 


- Her sıkıntı, mutsuzluk, keyifsizlik, huzursuzluk, üzüntü hatta yas hali depresyon değildir.

- Depresyon, sürekli bir derin üzüntü, bazen her an üzüntü ve sıkıntı içinde, konuşma ve hareketlerde yavaşlama hatta durgunlukla birlikte ilerleyen, fizyolojik işlevlerde yavaşlamanın yanı sıra değersizlik, küçüklük, güçsüzlük, isteksizlik, karamsarlık duygu ve düşünceleriyle beliren ruhsal durumdur. 

- Depresyon, birçok ruhsal ya da ruhsal olmayan hastalıkta gözükebilir.

- İki ana kümede sınıflandırılır: Birincil depresyon (bedensel ya da başka ruhsal hastalığa bağlı olmaksızın ortaya çıkar). İkincil depresyon (bedensel ya da başka ruhsal hastalığa ek olarak ortaya çıkar.)


Neden depresyona gireriz? 


- Kalıtım Faktörü: Beyindeki bazı yapısal ve kimyasal değişiklikler, endokrin (hormonal), biyokimyasal, nörofizyolojik etkenlerden oluşan biyolojik faktörler kişinin depresyona girmesine neden olabilir.

- Ruhsal, Toplumsal Faktörler: Kişilik yapısı, yaşanan olaylar, çocukluk travmaları, yetiştirilme şekli vb. Özetle; biyolojik ve psikososyal etkenler, birbirini etkileyerek depresyona neden olur. Konu hakkında bilinmesi gereken diğer önemli bilgi; depresyon tanısının mutlaka ilgili uzman tarafından konulması gerektiğidir.


İntihara kadar götürebilir


 Tedavi için öncelikle depresyonun genel durumu, şiddeti, intihar tehlikesi olup olmadığı değerlendirilmelidir çünkü intiharın en çok görüldüğü hastalık grubu depresyondur. Duruma göre kişiyi hastaneye yatırmak gerekebilir. Sonrasında ilaç ve diğer tedavi yöntemlerini içeren bir program uygulanır. Gerçekte depresyonda olan bir kişinin diğer tedavi yöntemlerinin yanısıra mutlaka ilaç da alması gerekir.


Yakınlarının desteği önemli

Tedaviyle birlikte hastanın ve yakın çevresinin desteği de çok önemli. Özellikle ağır durumlarda hasta-hekim-çevre işbirliği sürekli olmalıdır. Depresyon oluşumunda sorunlar neden olmaktan çok, tetikleyicidir. Tedavi sürecinde hangi olayların kişiyi nasıl etkilediği öğrenilir ve hastaya bununla nasıl baş edeceği öğretilir. Tedavide ilaç tedavisine hastayı takip eden doktoru karar verir.


Depresyondakilere bunları söylemeyin!

Depresyondaki bir kişiye asla söylenmemesi gerekenler var. Bazı cümleleri onlara hiç kullanmamak gerek! Örneğin; “takma kafana”, “gördün mü bak testlerin normal çıktı”, “kanser olsan daha mı iyi?”, “gel biraz dışarı çıkıp hava alalım, kafayı dağıtırız, bir şeyin kalmaz” vb… Bunlar ve benzeri cümlelerle kurulmaya çalışılan iletişim, hastanın durumunu ağırlaştırmaktan başka işe yaramaz. Hastanın yakınları doktorla işbirliği içinde, doktorun önerdiği tedavileri uygulamak için yardımcı olmalıdır. 



16