Aralık sayımız çıktı! 


Dergimizin 162. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Onkolog Prof. Dr. Berrin Pehlivan, sağlıklı yaşamın en yeni ve bilimsel hali olan genetik testlerle ilgili Quality'e konuştu

30.09.2022

Sağlıklı yaşamın en bilimsel ve yeni şekli ‘genetik testlere’ göre davranmak. Hücrelerimizi ve genetiğimizi eğer çok yakından tanırsak, sağlıklı bir hayatı ona göre şekillendirmek mümkün. 



21. yüzyıl bilim ve teknolojileri ile yapılan ‘genetik testler’ bize kendimiz hakkında, zerrelerimize kadar detay veren bilgiler sunuyor. Hücrelerimizi ve genetiğimizi çok yakından tanırsak, kişiye özel sağlıklı bir hayatı şekillendirebiliriz diyen Onkolog Prof. Dr. Berrin Pehlivan, bugün sağlıklı yaşamın en yeni ve bilimsel hali genetik testlere göre davranmak diyor. Dr. Pehlivan, kliniğinde genetik testlerle analizler yaptıktan sonra moleküler biyolog, genetikçi ve diyetisyenle birlikte oturup, kişiye özel sağlıklı yaşam ya da tedavi edici reçeteler hazırlıyor.

“Kanser tedavisi multi-uzmanlık gerektiriyor. Onkoloji, radyoloji, psikoloji, diyet ve fizyoterapi gibi farklı uzmanlıkların birlikte ele alması gereken bir konu. 21. yüzyıl bilim ve teknolojisinde bütünsel tıp ve genetik testler ile kanseri büyük oranda hem önleyebiliyor hem de tedavi edebiliyoruz.”




21 yıl boyunca Radyasyon Onkolojisi alanında çalıştıktan sonra bugün kliniğinizde ‘kendi sisteminizi’ kurdunuz. Uyguladığınız bu sistemin onkoloji açısından avantajları nedir?

Radyasyon Onkolojisi alanında önce asistan, sonra uzmanlık, doçentlik seviyelerinde, bugün ise araştıran ve sıkı çalışan bir profesör olarak hayatıma devam ediyorum. Türkiye dışında üç farklı ülkede de uzun süreler çalıştım. Devlet üniversitesi, Vakıf üniversitesi, Özel sağlık grupları derken nihayetinde ‘kendi sistemini’ yani kendi kliniğini kurmuş bir Radyasyon Onkoloğuyum. Kendi sistemimi kurdum çünkü onkolojinin bir ekip işi olduğuna inanıyorum. Diyetisyen, psikolog, hemşire ve diğer özel uzmanlardan bir kişi bile eksik olunca sonuca gitmenin riskli olduğunu gördüm. Geleneksel doktor yaklaşımının bugün teknoloji ve bilim ile çok hızlı değişen dünyamıza uymadığını düşünüyorum. Kliniğimde kurduğum sistemle inandığımı yapabilmiş olmanın verdiği vicdanı rahatlık ve huzurla çalışıyorum. 




Onkolojide, radyasyon onkoloğunun konumu nedir? 

Radyasyon Onkoloğu olarak bizler, onkoloji için ‘Anabilim Dalı’ sıfatını alan tek disipliniz. Biz, direkt Onkolog olarak formatlanıyoruz. Uzmanlık sınavını kazanıp, asistan eğitimimize başladığımızda, ilk iş hücre ve tümör biyolojisini öğreniyoruz. Radyobiyoloji eğitimi, bizim işimizin biraz da mutfak kısmı oluyor. Ardından beş yıl boyunca, sadece ve sadece onkoloji eğitimi alıyoruz. Bu sürenin sonunda ‘Onkolog’ olma hakkını kazanıyoruz. 

 

 ‘Kanser hem önlenebilir hem de tedavi edilebilir’ diyorsunuz. Bunu geçmişi ve geleceği olan bir süreç gibi mi görmek gerekiyor?

Evet, kanser aslında hayatın içinde. Aynı obezite, kalp hastalığı ya da diğer kronik rahatsızlıklar gibi… Kanserin öncesi, -yani çoğu zaman- sebepleri ve kaynakları var. Süreci var; gördüğümüz, göreceğimiz tedaviler ve göstermemiz gereken direnç gibi. Sonrası var; yani yaşam konforu, geride bize bıraktıkları ve dikkat noktaları gibi. Kanser tedavisi multi-uzmanlık gerektiriyor. Onkoloji, radyoloji, psikoloji, diyet, fizyoterapi gibi farklı uzmanlıkların birlikte ele alması gereken bir konu. Ayrıca, kanseri çağıran kötü alışkanlıklar var. Bunları hepimiz biliyoruz. Kanseri uzak tutan iyi alışkanlıklar var. Ama bunları çoğumuz bilmiyoruz.  21. yüzyıl bilim ve teknolojisinde kanser artık büyük oranda tedavi edilebilir bir hastalık. Ben ve ekibim, BP Klinik’te kişiye özel ve bütünsel sağlık yaklaşımı ile kanseri, büyük oranda tedavi edebiliyoruz. Tabii, kliniğimizde tek odağımız hastalıkları tedavi etmek değil. Sağlıklı kalabilmek ve yaşam konforu olan bir sürece dahil olmak için yapılacaklar da bizim odağımız. 




SAĞLIKLI YAŞAM, SAĞLIKLI BİR ALIŞKANLIKTIR, ONUN TOHUMLARINI ATMAK GEREKİYOR! 

Nasıl sağlıklı yaşayacağız?

Koronavirüs ile gördük ki dünya artık sağlıksız olanı sevmiyor. 21’inci yüzyılda, mühendislikten pazarlamaya, turizmden hizmet sektörünün diğer kılcal damarlarına, modadan tıp bilimine kadar her çözüm, ‘kişiye ve kişisel koşullara göre’ aksiyon almayı gerektiriyor. Kısacası, sağlıklı yaşam, sağlıklı bir alışkanlıktır, onun tohumlarını atmak gerekiyor! Sağlığımızı kaybetmek kader, kıyamet değil. Bunun altyapısını konuşuyor ve çözümlerini yaratmaya uğraşıyoruz. Cerrahiden radyolojiye, alternatif çözümlerden yapay zekaya ve bize açabileceği çözüm yollarına kadar, sürecin ve sonrasının dinamiklerini yaratıyor ve yaşatıyoruz.Şunu da görüyoruz ki, virüsleri ve hastalıkları uğurladığımızda, bizimle sonsuza kadar vedalaşmıyorlar; mücadeleleri sürüyor. Mücadele denen şey ister sosyal baskıyla ister hayatla ister virüsle olsun, örgütlü olur. Biz, ‘örgütlü bir kanser tedavisi ve sağlıklı yaşam mücadelesi’ vermenin mümkün olabileceği bir yoldayız.


TEDAVİ ETMEKTEN ÇOK HASTA OLMAMAK ÖNEMLİ.

MY: Birçok seçeneklerden ve ileri teknolojiden bahsediyorsunuz. Peki, bu kadar imkan arasında hastalanmamak mümkün mü?

Evet, aslında alınan önlemlerle hastalanmamak mümkün. Çok iyi biliyoruz ki, kronik hastalıklarımızın birçoğu, bizim yanlış seçimlerimize bağlı ve sadece yüzde 10-15’i kalıtsal. Pandemi de bize hastalanmamanın değil sağlıklı kalmanın önemli olduğunu gösterdi. O yüzden, şu anda piyasada ve sosyal medyada çok fazla önlem seçenekleri, diyet reçeteleri var. Her gün bir başka beslenme takviyesini duyuyoruz. Ancak bizim yapmamız gereken şey, aslında kendi özümüze yönelik davranmak. Yani genlerimize göre. O yüzden, biz bu konudaki farkındalığı arttırmak amacıyla Türk Kanser Derneği ile bir iş birliğine giriştik ve tedavi etmekten çok hasta olmamak önemli, 'Genlerinizin liderliğinize ihtiyacı var' mottosu ile yola çıktık. 



16