Mart sayımız çıktı! 


Dergimizin 129. sayısı 1 Mart'tan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Kanyon’da Serafina rüzgârı…

Reha Arar


Kanyon’da Serafina rüzgârı…

İstanbulluların ve İtalyan yemeği sevenlerin yakinen tanıdığı Serafina Amerika’da yaşayan bir şefin menüleri ve know how'ı ile Türkiye’ye gelmiş bir markadır.


Ağız tadımıza uygun, hoş ambiyanslı bir restoran zinciridir. İş insanı Metin Şen’in ismi ile bütünleşen Gökay Deniz ve Murat Özgel ile birlikte Akmerkez’de kurduğu, iki ay önce de Kanyon’da açtıkları Serafina, o bölgedeki yoğun iş temposu içerisinde farklı bir seçim olabilir. Kanyon Serafina, öncelikle dekorasyonda çok küçük ayrıntılar ile Metin Şen’in kreatif yaklaşımları mimar Abdullah Burnaz’ın başarısı ile birleşince ortaya çok güzel bir eser çıkmış. 


Bu ay restoranın en önemli bölümü olan Serafina’nın fine dining bölümünden bahsedeceğim. Sonbahar kış konseptinde ilk gözüme çarpan hakiki ve büyük gövdeli bir çınar ağacı oldu. Bir dahaki sefere onun altında oturacağım. O mavi kareli masa örtülü masalarda Roma’nın güzel semti Trastevere ruhu ile ilkbaharda yaprakların yeşillenmesini görmek ne hoş olur. Zaten benim gibi bunu bekleyen birçok müdavim varmış. Gelelim tablolara, New York’ta yaşayan son dönemin ünlü ressamlarından Pato’ya ait Metin Şen’in kendi koleksiyonundan parçalar da mevcut. Hâsılı restoranda betondan doğallığa farklı bir paradoks yaşanıyor. 




Menü zengin, hepsini tatmak mümkün değil. Yılların deneyimli restoran yöneticisi Türkay Cansız mesleğini uzun yıllardır başarı ile sürdürüyor. Fatih Dal da servis alanında yönetimde farklı bir yaklaşım getirmiş. 


Şimdi gelelim işin en önemli kısmına yani tattığım yemeklere… Başlangıçlarda ilk olarak tattığım İtalyan usulü marine edilmiş somon tartar çok başarılı idi. Burrata peynirinin menünün değişmez tadı olmasıyla birlikte grubun koordinatör mutfak şefi Dilaver Göktaş’ın spesiyali olan avokado, karides, roka ve şampanya soslu fasulye taneleri ve karides ile yapılan “Avokado San Pietro” lezzetli bir seçenek. Diğer bir seçenek ise pancarın son derece yakıştığı Akdeniz salatası idi ki bence hem sağlıklı hem de zengin bir giriş olabilir. 


Tabi ki İtalyan lokantası deyince akla ilk pastalar geliyor. Sizlere hemen ev yapımı günlük makarnalardan iki seçenek önereceğim. Günlük ev yapımı makarnalardan trüflü ve et dilimli olan spagetti ile bir de mevsiminde porcini mantarı ile yaptıkları risotto gayet kıvamındaydı. Bu arada bir de karidesli limon ağırlıklı bir sosla bezenmiş risotto var ki o da denenebilir. 


Şef Nurullah Gülen


Ana yemeklerde sebzeler ve patates kızartması eşliğinde gelen file minyon et sever bir kişi iseniz çok doğru bir seçim olur. Ancak et ile çok aranız yoksa ve benim gibi şansınız yaver giderse harika bir dil balığına denk gelebilirsiniz. 


Pizzalar da çok önemli. Mutfak şefi Fatih Bahçeci yönetiminde Serafina ismi ile özdeşleşen pizzalardan klasik margarita ile burrata, domates sos ve taze fesleğen ile yaptıkları Di Vittorio’yu sayabilirim. İtalyan mutfağı olunca herkesin damak tadına uygun bir tabak illa ki bulunuyor o zaman yemekler hep daha uzun sürüyor. 


Son olarak da tiramisu ve dondurmalı profiterolü özellikle tavsiye ediyorum. Kanyon’daki Serafina bar keyfi yapmak için de çok ideal zira barın şefi Cüneyt servisin tüm maharetlerini ortaya koyuyor. Formuna dikkat edenler için son derece sağlıklı karışımlar da mevcut.


Hasılı burası zaten son derece hareketli olan alışveriş merkezinde güzel bir İtalyan rüzgarı katmış. Darısı Bodrum ve farklı lokasyonlarda yaratılacak yeni projelerin başına diyelim.

10269
11