Haziran sayımız çıktı! 


Dergimizin 130. sayısı 1 Haziran'dan itibaren D&R, Remzi ve İnkilap Kitabevi gibi seçkin satış noktalarında.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Revma’nın Hikayesi…

Reha Arar


Revma’nın Hikayesi…

Arnavutköy çok eski yıllardan beri balık lokantalarının, tavernaların, Bulgar sütçü kapanana dek kahvaltıcıların, bahçelerinden taşıdıkları salata, maydanoz ve turp satan bahçıvanların mekanıdır. Şimdilerde artık inşaat sektörüne yenik düşen bostanlar ve vefat eden ya da göç eden sütçülerden sonra elde bir tek balıkçılar ve bir iki taverna kaldı.


Bu yazımda size Arnavutköy’ün balıkçılarından biri olan Revma’dan bahsedeceğim. Kelime anlamı olarak büyük Arnavutköy’ün Rumcasıymış.


Sahibi Ediz Tuncay Türkiye ile Amerika arasında tekstil ihracatı yapıyor, mortgage krizi sonrası bu işleri bırakıp tamamen tekstil ve finans sektöründeki faaliyetlerine ara veriyor. Yaptığı inşaat işleri de vaktinin tümünü doldurmayınca yeni bir arayışa giriyor.


2012 yılının soğuk bir gecesinde yakın bir arkadaşıyla gittiği bu restoranı dostunun satın alalım teklifi ile yemek masasında karar vererek satın alıyor ve hemen gerekli inşaat işlerine girişiyor. 2013’de de yepyeni ve modern haliyle Revma’yı açıyor. Burası artık adeta hem işi hem hobisi hem de misafirlerini ağırladığı yer haline geliyor. İlgilendiği konuların başında ise satın alma geliyor. Sohbetimiz esnasında bana gözleri parlayarak nasıl mevsiminde gırgır teknelerinden lakerda yapmak üzere 5 kilo ve üstü yalnızca sivri torikleri aldığını, 4,5 kilonun altındaki ahtapotu dükkânına sokmadığını, zeytinyağını Ayvalık’tan hasat sonrası gidip bizzat tadarak aldığını anlatıyor.


Sıcak servis edilen ve aromatize edilmiş olan cibesin tadını farklı buldum. Nereden temin ettiklerini sorunca cevaba şaşırdım. İzmir Buca’da Ediz Bey’in satın aldığı bir bostanda yetişen ürünlermiş meğerse. Bir ziraat teknisyeni sırf bu iş için o arsanın yanında bir evde yaşıyormuş. Her sabah yapılan hasat hemen lokantaya gönderiliyormuş. Böylece aynı akşam bu otlar misafirlerin önünde oluyor.


Balıklara gelecek olursak bu da yine şaşırtıcı bir hikâye. Bilmiyorum dünyada bunu uygulayan ya da deneyen ikinci bir müessese var mıdır? Arnavutköy’de balık tutan 20 oltacıyla anlaşıyor. Bu balıkçıları balığa çıkamadıkları günler için yevmiyeye bağlıyor. Balığa çıktıkları günlerde tuttukları tüm lüferleri ona getirmeleri için de anlaşıyor. Bu sistem %95 oranda işliyormuş, sonuçta Revma’ya Boğaz lüferi gidiyor, o yoksa da lüfer satılmıyor. Ediz Bey ithal balığa şiddetle karşı, çok mecbur kalmazsa da almıyor.


Şimdi gelelim son icraatına, restoranın deneyimli şefi Fetdah Akbulut mutfakta işini yoluna koyunca doğruca salona geçiyor, pırıl pırıl aşçı kıyafeti ile ve her masaya tek tek uğrayıp misafirlere memnun olup olmadıklarını soruyor.


Salon şefi Erkan Korkmaz ise daima işini başında, her şeyi gözleriyle takip ediyor. Sonuç yine aynı noktaya çıkıyor. Her daim işinizin başında olup iyi malzemeyi temin edip doğru kullanır profesyonel bir ekip seçerseniz ortaya güzel bir eser çıkıyor. Geçtiğimiz pazar akşamı sevgili genel yayın yönetmenim ile gittiğimde bir tek boş masa yoktu, başarılarının devamını diliyorum.

10272
11