Aralık sayımız çıktı! 


Dergimizin 162. sayısı çıktı.


DERGİMİZİ TURKCELL DERGİLİK, TÜRK TELEKOM E-DERGİ VE QUALITYOFMAGAZINE.COM ONLİNE PLATFORMLARINDAN OKUYABİLİRSİNİZ!


Keyifli okumalar!


Şifremi Unuttum
Kaydol

Sosyal medyanın yarattığı özenti dalgası

İLYAS HAYRİ


Sosyal medyanın yarattığı özenti dalgası

Sosyal medya hayatımızın bir köşesinden yola başladı ve şimdi tam ortasına yerleşmiş durumda. Küçük bir bebek gibi başladığı yolculukta kontrolsüzce büyümeye devam ediyor her geçen an.

 

Evet büyük kolaylıklar, bambaşka iş alanları, farklı dünyalara kapılar açtı bir çok insan için. Ama bir yandan da çok tehlikeli durumlar yaratmaya, sahte dünyalara yöneltmeye, algıları, bilinirliği bambaşka boyutlara da taşır oldu.

 

Herkes kendi sosyalliklerini yaratma savaşında resmen. İki beğeni, üç beş yorum almak için verilen bu amansız sanal dünyada eskilerin de dediği gibi 'aşkta ve savaşta her yol mübahtır' lafının yenilenmiş halini yaşıyoruz adeta. Beğeni uğruna, yorum uğruna, influencer olmak uğruna, sosyal medya fenomeni olmak uğruna resmen her yol mübah.

 

Sahte mutluluklar paylaşıp gerçekte gözyaşlarıyla dolu bir yaşam sürmek, başka insanları ezerek, dalga geçerek kendince komik bir şeyler yaratmak, ona buna atıfta bulunup dikkat çekmek .... Örnekler çoğaltılabilir. Bir yandan da faydalı bilgileri bizlerle paylaşan, gerçek dünyalarını yansıtan, çok güzel işlere imza atan bir çoğunluk da var elbette. Her insana bir şeyler katabilecek kaliteli işlere imza atan emekçiler de var bu dünyada. Ama temiz işlerden çok kirli ve sahte işler her geçen gün daha da yayılıyor maalesef. Ve önü alınamaz ise durum hiç iç açıcı değil bence.

 

Evinde mutsuz olan bir kadının kamerayı gördüğünde dünyanın en mutlu karesine imza attığı sahtekarlık anları, paspallığı seven insanların oturup size moda ve bakım konusunda ahkam kesmeleri, vücudunu ve yüzünü beğenmeyip uyguladığı filtrelerle insanları kendi yarattığı güzelliğe hayran bırakan insanlar bu tehlikelerden sadece bir kaçı. Ama bir de kapitalizmin doruklarında sürdükleri ya da sürmek istedikleri ihtişamlı hayatları insanların gözlerine sokarak tatmin olan bir güruh var. İşte bence asıl tehlikelerden birisi bu kişiler.

 

Yaşadıkları ya da yaşamadıkları sadece yaşıyor gibi gösterdikleri ihtişamlı yaşamla gençlerimize çok kötü örnek teşkil eden o insanlardan bahsediyorum. Bu grubun içerisinde ünlü isimler de var, paralı iş insanları da var, ünlü olmak için göz boyayanlar da var, sosyal medya sayesinde bir anda bir balon gibi ünlü olduğunu zanneden isimler de var.

 

Gerçek sanatçılar evlerinde oturmak zorunda kalırken onların kazanması gereken paraların mislilerini 'influencer' ya da sosyal medya fenomeni denen genç insanlar kazanır oldu. Tamam yeni dünya düzeni ve benzeri düşünceler var elbette ama düzen denilen şey bu değil. Emekçinin verdiği emeği terazinin karşısına bu sosyal medya ünlülerinin emeğiyle koyduğumuzda böyle bir uçurum olmamalı. Ama görünen köy kılavuz istemez. Büyük bir ressamın, şarkıcının, zanaatkarın kazandığı paranın mislilerini kazanıp onların yıllarca edinemediği birikimlere genç yaşta erişmeleri büyük bir dengesizlik yaratmakta. Ve bu dengesizlik de tarihin verdiği örneklerle bir gün dağılıp başka bir şeye dönüşecek. Ve sistem emeği, sanatı, zanaatkarlığı yavaş yavaş yok ediyor. Bilgisayar ya da telefon başında para kazanma ihtimali doğal olarak daha çok cezbediyor gençlerimizi. Haksız da değiller çünkü önlerinde örnek aldıkları kişiler bu dünyadan çıkıp bunun da reklamını çok iyi yapan kişiler.

 

Sosyalleşmek için kurulan fakat bizleri daha çok antisosyal varlıklara dönüştürüp, birebir iletişimden uzaklaştırıp ekrana hapseden bu sistem boyun fıtıklarına gebe büyümeye devam ediyor maalesef. Faydası çok inkar etmiyorum ama vereceği zararlar çok daha büyük.

 

Bir de bu bahsettiğim güruhun özendirici versiyonları var. Ben en çok onlardan korkuyorum. İhtişamlı hayatlarını sürekli gözler önüne seren, yaşamın bu kadar şaşalı olduğu hissini verip duran, gençlere de bu sahte ve lüks yaşamı 'hayat budur' mesajı ile veren o şahıslar. Bakıyorum bir çok genç bu şaşalı hayatlara özeniyor. Bir kadın çıkıyor milyonluk takısını gösteriyor, estetikten bambaşka birine dönmüş bir başkası çıkıp pahalı çantasının reklamını yapıyor, bir başka eleman en lüks restoranlarda, otellerde sürdüğü havalı tatili paylaşıyor, bir öteki yediği (daha doğrusu yemeden önce 30 dakika fotoğrafını çektiği) ıstakoz ile şov yapıyor, bir ötekisi lüks otomobiliyle hava atıyor. Ve sosyal ağlardaki takipçileri ağızları sulanarak çift tık atıyorlar bu saçmalığa.

 

Mesela bugün mesleği ya da becerisi bile belli olmayan, 3-4 şarkı ile meşhur olan bir müzisyenin eşi olarak tanınan bir kadının haberini yaptım. Eşiyle tatile çıkmış. 3 günde 20 tane bikiniyle poz verip sosyal medyaya atmış. Sen acaba bikini firması sahibi misin, yoksa bikini firmaları sana sponsorluk mu verdi? Bu neyin havası anlamıyorum. Tatil dediğine iki tane bikini alırsın ya da 2 mayo alır gidersin biri ıslakken diğerini kullan diye ki eskiden bir bikini de yeterdi insanlara. Sen şimdi hiçbir vasfın yok iken sadece elin yüzün düzgün diye ve magazinde adın geçiyor diye 500 bin takipçine neden her saat başı başka bir bikini ile poz verirsin ki. Belli ki günde 5 kez denize gir çık yapmıyorsun. Sırf hava olsun diye giyip giyip fotoğraf çektiriyorsun. Bunu gören gençler de diyor ki benim de 20 tane bikinim olmalı ben de deniz kenarında, tatilde yüzmek yerine bikini defilesi yapmalıyım. Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir sonradan görmeliktir anlamıyorum inanın.

 

Bunu gören bir genç kız neden çalışayım, emek harcayayım, bir baltaya sap olayım desin ki. Bir şekilde tanınırım ve hayatıma bakarım. Bu şaşalı hayata kısa yoldan ulaşırım der doğal olarak.

 

Yıllardır çift tık atılıp, her gün konuşulmayı başaran hiçbir yeteneği veya sanatıyla tanımadığımız böyle yüzlerce örnek var. Tek yaptıkları lüks, seksi, özendirici kareler paylaşmak ve bir kasap camekanının önünde duran kedilere benzer takipçilerin attığı tıklarla zevk yaşamak. Yıllarca alın teri döküp, evlat büyütmek, hayatı idame ettirmek, yaşamdan biraz da olsa keyifli anlar çıkarmak için bir taraflarını yırtan emekçilerin binbir emekle büyüttükleri o çocuklar da bu gösterişli yaşamları örnek alıp tüm gün ellerde telefon çift tık peşinde koşuyor. Anneler, babalar ekmek peşinde gençlerimiz sosyal medyada çılgın bir sörfte.

 

Bir suçlu yok aslında burada. Ortak bir suç var bence. Bu özentili hayatı paylaşanlar ve gelen beğenilerden tatmin üstüne tatmin yaşayanlar mı yoksa onları çılgınca takip edip, bu hayata özenip hayatı bu sananlar mı?

10383
9